Latest News

16 Nisan 2011 Cumartesi

Nükleer Santral Olsun Olmasın?

Nükleer santral konusunda birçok tartışma var bugünlerde. Her ne kadar maymun iştahlı olan milletimiz günden güne konuları değiştirip eskisini hemen unutsa da bir iki şey karalayayım da elimden gelirse birazcık bilgi vereyim. Öncelikle söylemek isterim ki Nükleer Santrali savunacağım ama RTE taraftarı değilim. Hatta tüp vb saçma savunmalardan dolayı neredeyse taraf değiştireceğim.
Nükleer santralin bir kaza durumunda çok büyük zararlara sebep olduğunu biliyoruz. Çernobil en büyük örneği, Japonya’daki durum da bir göstergesi. Ancak günümüz teknoloji zamanı olduğunda hayatımızın her yerinde artan bir enerji ihtiyacı oluyor. Bunu elde etmenin tek yolu nükleer değil tabi ki. Baraj, Güneş, Rüzgar, Termik santraller var. Başka da vardır belki ama benim bildiğim en meşhurları bunlar. Ülkemiz güneş panelleri ile enerji üretecek kadar zengin bir durumda değil. Çünkü şu an güneş enerjisi ile elektrik üretmenin verimi zaten çok düşük bu bir de güneş ışınlarını dik alamayan bir ülkede kurulunca daha da düşüyor. Termik zaten kafadan kötü ve verimsiz. O yüzden o ikisini geçiyorum. Hidroelektrik santraller her ne kadar yenilenebilir enerji olsa da hem öncesindeki doğa yerlerini su basması ile yok ediyor ve bence daha önemlisi ortamın nem’ini arttırdığından direkt olarak doğa koşullarını bozuyor. Ayrıca temiz su elde etmemizi de azalttığını da söylemek lazım. Rüzgar güllerinin yaptığı gürültü haricinde pek önemli bir zararı olduğu söylenemez (gürültüden ne olacak demeyin, Hollanda’da büyük bir sorun olmak üzere). Nükleer santralin bir kaza durumunda büyük bir zarara yol açacağı doğru olsa da normal çalışma zamanında güzel bir önlemler ile zararsız bir şekilde kullanılabiliyor.
Şimdiye kadarki açıklamalar ile nükleer santral pek mantıklı durmadı tabi. Ne gerek var o kadar risk almaya. Birazcık da sayısal verilerden konuşursak Sinop’ta kurulması planlanan santralin üretmesi beklenen gücü 15000 MW. Türkiye’nin en büyük barajı olan Atatürk barajı’nın gücü ise 2400 MW. Yani 6 tane Atatürk barajı kurarsak nükleer’e yetişebiliyoruz. Tabi 6 tane Atatürk barajının sebep olacağı doğa yıkımını da düşünmek lazım. Rüzgar gülü ise 7 MW üretiyor. O yüzden onu hiç katmıyorum bu hesaba. Çünkü ihtiyacımızı karşılamaya yaklaşamayacak durumda. Sinop’taki santralin 2.6 milyar dolara kurulması planlanıyor. Atatürk barajı ise 4 milyar’a kurulmuş. Altı ile de çarpmak gerektiğini söylememe gerek yok herhalde.
Sonuç olarak çok büyük tehlikelere yol açabilecek gibi dursa da o gücü karşılayacak diğer santraller de yeterince büyük zarara yol açacaklar. Sadece zararları bir anda ortaya çıkmadığından gözümüze batmıyor. Umarım nükleer’i desteklemeyenler de okumuştur çünkü eleştirmeden önce karşı fikri tanımanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Recent Post